|
Şanlıurfa | otel,hotel,seyehat,turizm,turkey,belediyesi,resimleri,ilçeleri |

GENEL BİLGİLER
Yüzölçümü: 18.584 km²
Nüfus: 1.001.455 (1990)
İl Trafik No: 63
Şanlıurfa, tarihi
geçmişi 9 bin yıl
öncesine dayanan, Hz.
İbrahim'in doğduğu, Hz.
Eyyüb'ün yaşadığı, Hz.
İsa tarafından kutsanan
kent adeta bir müze
şehir görünümündedir.
Harran' ı gezerken 4000
yıl öncesinin
solunduğunu hissetmemek,
Atatürk Barajının
suladığı Harran
Ovası'nda ise yaratılan
bolluk ve bereketi
gözlemlememek mümkün
değildir.
Urfa ilinin ilçeleri;
Akçakale, Birecik,
Bozova, Ceylanpınar,
Halfeti, Harran, Hilvan,
Siverek, Suruç ve Viran
şehirdir.
NASIL GİDİLİR
Karayolu: Şanlıurfa
yurdumuzun güneydoğu
sınırlarında ve Arap
ülkelerine geçişte yer
alması ve GAP'ın merkezi
oluşu nedeniyle karayolu
ulaşımda önemli rol
oynamaktadır.
Havayolu: Kentte
havalimanı
bulunmaktadır.
Havaalanı Tel : 247 03
43
GEZİLECEK YERLER
Müzeler ve Örenyerleri
Şanlıurfa Müzesi
Şanlıurfa Müzesi'nde;
Harran'daki kazı
çalışmalarından elde
edilen eserlerin yanı
sıra, yöredeki diğer
höyüklerde ve eski iskan
yerlerindeki çalışmalar
sonucu ortaya çıkarılan
kültür varlıkları
kronolojik sıralama ile
teşhir edilmektedir.
Giriş katındaki ilk
salon Asur, Babil ve
Hitit çağlarına ait
eserlere ayrılmıştır.
Harran
Şanlı Urfa'nın 44
kilometre
güneydoğusundadır. Her
yıl binlerce yerli ve
yabancı turist
tarafından ziyaret
edilen tarihi Harran
Kenti, kendi adıyla
anılan Harran Ovası
merkezinde kurulmuştur.
Tevrat'ta Hârân olarak
geçen yerin burası
olduğu söylenilir. İslam
tarihçileri kentin
kuruluşunu Nuh
Peygamberin
torunlarından Kaynana
veya İbrahim Peygamberin
kardeşi Aran'a (Haran)
bağlarlar. 13.yüzyıl
tarihçilerinden İbn
Şeddad, Hz. İbrahim'in
Filistin'e gitmeden önce
bu şehirde oturduğunu
yazmaktadır. Bu nedenle
Harran'a Hz. İbrahim'in
kenti de denildiğini,
Harran'da İbrahim
Peygamberin evinin,
adını taşıyan bir
mescidin, onun otururken
yaslandığı bir taşın
varolduğunu
söylemektedir.
Harran tarihiyle ilgili
en doğru bilgiler
arkeolojik kazılardan
elde edilen buluntulara
dayanmaktadır. Harran
adına ilk defa, Kültepe
ve Mari'de bulunan M.Ö.
II. bin başlarına ait
çivi yazılı tabletlerde
"Har-ra-na" veya "Ha-ra-na"
şeklinde
rastlanılmaktadır. Kuzey
Suriye'de bulunan Ebla
tabletlerinde ise
Harran'dan "Ha-ra-na"
olarak bahsedilmektedir.
M.Ö. II. binin
ortalarına ait Hitit
Tabletlerinde,
Hitit'lerle Mitanni'ler
arasında yapılan bir
anlaşmaya Harran'daki Ay
Tanrısının (Sin) ve
Güneş Tanrısının şahit
tutulduğu
belirtilmektedir.
Harran, Kuzey
Mezopotamya'dan gelerek
batı ve kuzeybatıya
bağlanan önemli ticaret
yollarının kesiştiği bir
noktada bulunmaktadır.
Bu özelliğinden dolayı
Harran, Anadolu ile sıkı
ticaret ilişkileri
bulunan Asurlu
tüccarların da önemli
uğrak yerlerinden biri
idi. Anadolu'dan
Mezopotamya'ya
Mezopotamya'dan da
Anadolu'ya olan ticaret
binlerce yıl Harran
üzerinden yapılmıştır.
Bu da burada zengin ve
köklü bir kültür
birikiminin oluşmasına
neden olmuştur.
Harran; Ay, Güneş ve
gezegenlerin kutsal
sayıldığı eski
Mezopotamya
putperestliğinin (Sabiizm)
önemli merkezi olması
yönüyle ünlü idi. Bu
nedenledir ki Harran'da
Astronomi ilmi çok
ilerlemiştir.
Urfa'nın Hıristiyanlığın
en önemli merkezlerinden
biri haline gelmesine
karşılık, Asur, Babil ve
Hitit devirlerinden beri
Harran'da süre gelen
Sabiizm varlığını M.S.
11. yüzyıla kadar
sürdürebilmiştir.
Dünyadaki üç büyük
felsefe ekolünden birisi
"Harran ekolü"dür.
Bugün Cüllab ve Deysan
ırmakları kurumuş
olduğundan, Harran sudan
ve yeşilden mahrum bir
ovanın ortasında 5000
yıllık tarihi ile ayakta
durmaktadır. Tipik
evleri, höyüğü, kalesi,
şehir surları ve çeşitli
mimari kalıntıları,
geceleyin gök yüzünde
pırıl pırıl yıldızları
ile turistlerin büyük
ilgisini çekmektedir.
Atatürk Barajı ve Urfa
Tünelleri vasıtasıyla
Harran Ovasına
akıtılacak olan Fırat
Nehri, Harran'ı
tarihteki yeşil ve
verimli günlerine
kavuşturacaktır.
Şuayb Şehri
Şanlıurfa'dan 88 km
uzaklıktaki Özkent köyü
adıyla anılan tarihi
harabelerdir. Geniş bir
alana yayılan ören
yerinin surlarla çevrili
olduğu ve Roma devrinde
inşa edildiği
anlaşılmaktadır. Halk
arasında Şuayb
Peygamberin bu kentte
yaşadığına inanılır.
Burada Peygamber Makamı
olarak ziyaret edilen
bir de mağara
bulunmaktadır.
Sogmatar
Şanlıurfa'ya 73 km
uzaklıktaki kent bugün
Yağmurlu köyü adıyla
anılmaktadır. M.S.1 ve
2'nci yüzyıllarda
Süryaniler tarafından
iskan edilmiştir. Kökü
Harran Sin Kültürüne
dayanan Sabiizm ve Baş
tanrı Marilaha'nın
kültür merkezi olduğu
bilinen Sogmatar ören
yerinin Baş tanrıya ve
gezegenlere ibadet
edilen ve kurban kesilen
açık hava mabedi en
önemli kalıntılarından
biridir. Mabedin
duvarlarında Süryanice
yazılar ve gezegenleri
tasvir eden insan
rölyefleri işlenmiştir.
Ayrıca Kalenin batısında
bulunan tepedeki
kayalara da tanrıları
tasvir eden rölyefler ve
Süryanice yazılar
işlenmiştir.
Nevali Çori
Nevali Çori adıyla
tanınan antik yerleşme
yeri, Şanlıurfa ili
Hilvan ilçesine bağlı
Kantara köyünün
sınırları içerisinde
Fırat nehrinin sağ
tarafında ve onun bir
kolu olan Katara
Deresinin yanında yer
almaktadır.
Kazane
Şanlıurfa merkeze bağlı
Kazane (Uğurcuk)
yerleşim alanının tarihi
MÖ 5000-3000'e
dayanmaktadır.
Çalışmalar sırasında
mimari buluntular,
evler, sokaklar ve bu
döneme ait eserler
bulunmuştur. Bu yerleşim
alanında höyüğün
tepesinde su deposu inşa
edilmiştir. Ayrıca
Sümerce'yi Akadça'ya
çeviren bir alfabe
bulunmuştur.
Balıklı Göl
(Aynzeliha Ve Halil-Ür
Rahman Gölleri ) Urfa
şehir merkezinin
güneybatısında yer alan
ve İbrahim Peygamberin
ateşe atıldığında
düştüğü yer olarak
bilinen bu iki göl,
kutsal balıkları ve
çevrelerindeki tarihi
eserler ile Urfa'nın en
çok ziyaretçi çeken
yerleridir.
İbrahim Peygamber,
devrin zalim hükümdarı
Nemrut ve halkının
taptığı putlarla
mücadele etmeye, tek
tanrı fikrini savunmaya
başlayınca, Nemrut
tarafından bugünkü
kalenin bulunduğu
tepeden ateşe atılır. Bu
sırada Allah tarafından
ateşe "Ey ateş,
İbrahim'e karşı serin ve
selamet ol" emri
verilir. Bu emir
üzerine, ateş suya
odunlar da balığa
dönüşür. Hz. İbrahim bir
gül bahçesinin içersine
sağ olarak düşer. Hz.
İbrahim'in düştüğü yer
Halil-ür Rahman gölüdür.
Rivayete göre Nemrut'un
kızı Zeliha da İbrahim'e
inandığından kendisini
onun peşinden ateşe
atar. Zeliha'nın düştüğü
yerde de Aynzeliha Gölü
oluşmuştur. Her iki
göldeki balıklar halk
tarafından kutsal kabul
edilerek yenilmemekte ve
korunmaktadır.
Camiler ve Kiliseler
İnanç Turizminin önemli
merkezlerinden olan
Urfa'da Ulu Cami , Hasan
Padişah Cami, Halil-Ür
Rahman Cami, İbrahim
Peygamber'in Doğduğu
Mağara Ve Mevlid-İ Halil
Cami, Eyyüp Peygamber
Makamı Ve Kuyusu
görülebilecek
Camilerdir. İsa
Kilisesi, Der Yakup
Kilisesi Urfa'nın önemli
kiliseleridir.
Ulu Cami (Merkez): Urfa
merkezindeki camilerin
en eskilerindendir. Eski
bir sinagog iken M.S.
435-436'da ölen Piskopos
Rabula tarafından St.
Stephon Kilisesi'ne
dönüştürülmüştür.
Kırmızı renkteki mermer
sütunların çok olması
nedeni ile "Kızıl
Kilise" olarak da
adlandırılan yapının
yerine, 1170-1175
yıllarında Nurettin
Zengi tarafından inşa
edilmiştir.
Anadolu'daki çok ayaklı
camiler grubunda olup,
payeler üzerinde kıble
duvarına paralel üç sıra
çapraz tonozlarla
örtülü, yatık dikdörtgen
planlıdır. On dört sivri
kemerli avluya açılan ve
payeler üzerine duran
çapraz tonozlarla örtülü
son cemaat yeri,
Anadolu'da ilk kez
Şanlıurfa Ulu Cami'nde
kullanılmıştır. Yapının
sekizgen çan kulesi
bugün minare olarak
kullanılmaktadır.
Hz. İbrahim'in Doğduğu
Mağara Ve Mevlid-İ Halil
Cami (Merkez): Hz.
İbrahim, Mevlid-i Halil
Cami avlusunun güneyinde
bulunan mağarada
doğmuştur. Rivayete göre
devrin hükümdarı Nemrut,
bir rüya görür. Sabah
rüyasında gördüklerini
müneccimlerine anlatır.
Müneccimlerin "Bu yıl
doğacak bir çocuk senin
saltanatına son
verecektir" demesi
üzerine Nemrut, halkına
emir salarak o yıl
doğacak bütün erkek
çocukların öldürülmesini
ister.
Sarayın putçusu Azer'in
hanımı bu mağarada
gizlice Hz. İbrahim'i
dünyaya getirir. Hz.
İbrahim 7 yaşına kadar
bu mağarada yaşamıştır.
Hz. İbrahim'in doğduğu
mağaranın içerisinde
bulunan suyun, şifalı
olduğuna ve bir çok
hastalığı
iyileştirdiğine
inanılır.
Balıklı Göl (Halil-ür
Rahman ve Ayn-ı Zeliha
Gölü-Merkez): Şehir
merkezinde olup,
içindeki balıklar,
etrafındaki asırlık
çınar ve söğüt ağaçları
ile tabii bir akvaryum
görünümündedir. Göller,
Ayn-ı Zeliha ve Halil-ür
Rahman olmak üzere iki
tanedir. Hz. İbrahim
Peygamber'in, devrin
hükümdarı Nemrut ve
halkının taptığı
putlarla mücadele etmeye
ve onları kırıp
parçalayarak tek tanrı
fikrini savunmaya
başlaması üzerine Nemrut
tarafından bugünkü
Şanlıurfa Kalesi'nden
ateşe atılır. Bu esnada
Allah tarafından "Ey
ateş İbrahim'e karşı
serin ve selamet ol"
emri üzerine ateş suya,
odunlar da balığa
dönüşür. Hz. İbrahim'in
düştüğü yere "Halil-ür
Rahman Gölü" denilir.
Nemrut'un evlatlığı
Zeliha da, Hz. İbrahim
Peygamber'e aşık olur.
Hz. İbrahim Peygamber
için babalığı Nemrut'a
yalvarır. Hz. İbrahim'in
ateşe düştüğünü görünce
Zeliha da kendini ateşe
atar. Zeliha'nın düştüğü
yere de Ayn-ı Zeliha
Gölü denir.
Hz. Eyyüp Peygamber ve
Makamı (Merkez): Hz.
Eyyüp peygamberin, M.Ö.
2100 yılında Suriye'de
Şam ile Ramla arasında
üst diyarı denilen
ülkenin Desniye köyünde
dünyaya geldiği rivayet
edilmektedir. Cüzzam
hastalığına tutulan
Eyyüp Peygamber, Rahime
adlı karısı ile mağarada
çile çekmeye devam
ederek Allah'a ibadetten
vazgeçmez. Bütün
ıstıraplarına rağmen
Allah'a asi olmaz.
Sonunda, Eyyüp Peygamber
imtihanı kazanır, Allah
tarafından belirtilen
şifalı su ile yıkanarak
iyileşir, hanımı ile
kendisine mal ve evlat
ihsan edilerek daha
sonra uzun müddet yaşar.
Şanlıurfa merkezinde
bulunan Hz. Eyyüp
peygamberin çile çektiği
mağara, Eyyüp Peygamber
Makamı olarak ziyaret
edilmektedir.
Eski Ömeriye Cami
(Merkez): Şanlıurfa
merkezinde bulunan bu
caminin, mevcut
kitabeleri onarım
devrine ait olduğundan
inşa tarihi
bilinmemektedir. Halk
arasında adına
dayanılarak caminin Hz.
Ömer tarafından
yaptırıldığı
söylenmektedir. Son
cemaat yerinin doğu
duvarında yer alan
kitabede caminin 1301
tarihinde Muhammed Ağa
tarafından tamir
edildiği yazılıdır. Bu
kitabedeki tarih Ömeriye
Caminin Urfa'nın en eski
camilerinden biri
olduğunu göstermektedir.
Halil-Ür Rahman Cami
(Döşeme Cami-Makam
Cami-Merkez): Halil-ür
Rahman Gölünün güneybatı
köşesinde yer alan cami,
medrese, mezarlık ve Hz.
İbrahim'in ateşe
atıldığında düştüğü
makamdan meydana gelen
bir külliye halindedir.
Cami, M.S. 504 tarihinde
(Bizans dönemi)
Urbisyus'un maddi
yardımlarıyla
monofistler adına
yaptırılan Meryem Ana
Kilisesi üzerine XIII.
yy.da Eyyübiler devrinde
inşa edilmiştir. Caminin
güneydoğu köşesine
bitişik kare gövdeli
kesme taş minarenin batı
cephesindeki kitabede,
Eyyübilerden Melik Eşref
Muzafferiddin Musa'nın
emriyle 1211 yılında
yaptırıldığı yazılıdır.
Rızvaniye Cami (Zulumiye
Cami-Merkez): Halil-ür
Rahman Gölünün kuzey
kenarında yer alan cami,
Bizans devrine ait St.
Thomas Kilisesi'nin
yerine Osmanlıların
Rakka Valisi Rızvan
Ahmet Paşa tarafından
1716 yılında
yaptırılmıştır.
Hz. Eyyüp, Hz. Elyasa ve
Rahime Hatun Türbeleri
(Eyyüp Nebi
Köyü-Viranşehir): Hz.
Eyyüp Peygamberin
mezarının, Viranşehir
ilçesinden 12 km
uzaklıkta Eyyüp Nebi
Köyü'nde olduğu rivayet
edilmektedir. Hz. Eyyüp
7 yıl çile çektikten
sonra kendisine Allah
tarafından nail olunan
şifalı su ile yıkanıp
yaralarından kurtulur.
Daha sonra eşi Rahime
Hatunla birlikte Eyyüp
Nebi Köyünde yaşar. Her
ikisinin türbesi de bu
köyde bulunmaktadır.
Eyyüp Peygamberi görmek
için 3 ay yol yürüyen ve
çok yakınına geldiği
halde göremeden ölen Hz.
Elyasa'nın kabri de aynı
köydedir. Rivayete göre;
IV. Murat Bağdat
seferinde iken Eyyüp
Nebi Köyünde mola verip
bir gece konaklar.
Rüyasında birisi
kendisine "Kaldığın yer
Eyyüp Peygamberin
makamıdır. Sabah
kalktığında atının
kişneyerek ayağını üç
defa vurduğu yere bir
cami ile türbe yaptır."
der.
Yine özellikle yöre
halkı tarafından
anlatılan başka bir
rivayete göre Eyyüp
Peygamberin sırtını
sürdüğü kutsal bir kaya
kütlesi de bu köyde
bulunmaktadır. Hz. Eyyüp
Peygamberi ziyarete
gelenler önce Hz.
Elyasa'yı (Hz. Eyyüp,
"Beni ziyarete gelenler
önce Hz. Elyasa'nın
türbesini ziyaret etsin"
demiştir.) sonra Hz.
Eyyüp'ün türbesini, daha
sonra Rahime Hatunu ve
en son da sırtını
sürdüğü kutsal taşı
ziyaret etmektedir.
Şuayb Şehri (Harran):
Harran'a 45 km mesafede,
bir ören yeri olup
mevcut kalıntılar Roma
Devrine aittir. Yüzlerce
kaya mezarı üzerine
kesme taşlardan yapılar
inşa edilmiştir. Bu
yapıların bazı duvar ve
temel kalıntıları
günümüze kadar
gelebilmiştir. Şuayb
şehri harabeleri
arasında bir mağara,
Şuayb Peygamberin makamı
olarak bilinmektedir.
Ulu Cami (Harran):
Harran Höyüğünün
kuzeydoğu eteğinde yer
alan Ulu Cami, 744-750
yıllarında Emevi
Hükümdarı II. Mervan
tarafından
yaptırılmıştır. Ünlü
medresesi, hamamı,
hastanesi ile bir
külliye halinde olduğu
tahmin edilmektedir.
Anadolu'nun en eski ve
en büyük camisi olması
bakımından önem arz eden
caminin Selçuklu
dönemindeki
onarımlarından kalma
mimari parçaları, taş
süsleme sanatının son
derece güzel
örneklerindendir.
Der-Yakup Kilisesi
(Nemrut'un
Tahtı-Merkez): Urfa
Kalesinin batısında
Damlacık sırtlarında
kurulmuş olan bu yapının
Hıristiyanlık dininin
doğuşundan sonra
yaptırılan ilk
kiliselerden olduğu
bilinmektedir. M.S. 38
yılında Hıristiyan olan
Süryaniler tarafından
kurulmuş olduğu tahmin
edilmektedir. Buraya
Nemrut'un tahtı da
diyenler olduğu gibi
Nemrut'un mezarı
diyenler de vardır. Halk
arasında Apgarın Dağı da
denir. Süryaniler buraya
Deyro D'Nalşotho
(Ruhların Manastırı)
demişlerdir.
Deyr-i Mesih (İsa
Kilisesi-Merkez): Bu
kilise Tılfındır
Mahallesindedir.
Hıristiyanlık tarihinin
ilk kiliselerinden olup
M.S. 38 yılında
Süryaniler tarafından
yapılmıştır. Evliya
Çelebi Hz. İsa'nın
Urfa'ya geldiğini ve bu
kiliseyi ziyaret
ettiğini, bu nedenle
buraya Deyr-i Mesih (İsa
Kilisesi) denildiğini
yazmaktadır.
Harran (Harran): Din ve
dilleriyle en eski
milletlerden biri
sayılan İbraniler, tek
tanrıya inanan bir din
anlayışını ilk
gerçekleştiren kavimdir.
Kutsal kitaplarda
anlatılan Sami asıllı
Yahudi kavmi, Tevrat'a
göre Yehova İbranilerini
yöneten İbrahim
Peygambere "Kabileni al
ve baba evini (Ur şehri
şimdiki Urfa) bırak,
göstereceğim ülkeye git.
Orada kavmini büyük bir
millet yapacağım."
denmiştir. Yine
Tevrat'ta "Abram
Harran'dan gittiği
vakit, 75 yaşında idi"
denilmektedir. Hz.
İbrahim'in evinin kentin
ortasında bulunan
höyüğün kuzey
eteklerindeki kalıntılar
arasında bulunduğu bilim
çevrelerince iddia
edilmektedir.
Köprüler ve Su Kemerleri
Karakoyun Deresi
Karakoyun deresinin
tarihteki adı Deysan
Irmağıdır. Urfa'nın
batısından doğan, şehir
içersinden geçerek
Harran Ovası'nda Cüllap
Irmağıyla birleşen bu
dere günümüzde kurumuş
bir durumdadır.
Karakoyun Deresi
üzerinde batıdan
başlamak üzere doğuya
doğru; Hızmalı Köprü,
Millet Köprüsü,
Jünstinyen Su Kemeri,
Samsat Köprüsü (Eski
Köprü), Hacı Kamil
Köprüsü, Beg Kapısı
Köprüsü (Kısas Köprüsü)
ve Demir Köprü
bulunmaktadır.
Karakoyun Su Kemeri
Millet Köprüsü ile
Samsat Köprüsü
arasındadır. Bizans
imparatoru Jünstinyen
tarafından 525 senesinde
yaptırıldığı tahmin
edilmektedir.
Urfa Kalesi
Kentin güneybatı
kesiminde, Halil-ür
Rahman ve Ayn-ı Zeliha
Göllerinin güneyindeki
Damlacık Dağı
üzerindedir. Doğu, batı
ve güney tarafı kayadan
oyma derin savunma
hendeği ile çevrili,
kuzey tarafı ise sarp
kayalıktır.
Çeşmeler
Firuz Bey Çeşmesi
Ulu Caminin doğusuna
bitişik olan Eyyübi
Medresesinin güney
duvarında yeralan çeşme
1781 tarihinde Firuz Bey
tarafından
yaptırılmıştır.
Medreseden günümüze
sadece 1191 tarihli
kitabesi kalmıştır. Aynı
yerde bugün görülen tek
eyvanlı medrese,
Eyyübiler Devri
medresesinin üzerine
1781 tarihinde Nakibzade
Hacı İbrahim Efendi
tarafından
yaptırılmıştır.
Hamamlar
Urfa'da Osmanlı
Dönemi'nden kalma 8
hamam bulunmaktadır.
Bunlar; Cıncıklı, Vezir,
Şaban, Velibey, Eski
Arasa, Serçe ve Sultan
hamamlarıdır.
Hanlar ve Çarşılar
Urfa'da Osmanlı
Dönemi'nden kalma çok
sayıdaki hanın en güzel
örnekleri Gümrük Hanı,
Hacı Kamil Hanı, Mençek
Hanı, Topçu Hanı, Bican
Ağa Hanı, Millet Hanı ve
Barutçu Han'dır.
Şanlıurfa'nın Osmanlı
döneminden kalma iş
hanları ve çarşılarından
oluşan eski ticaret
merkezi Gümrük Hanı
civarında yoğunluk
göstermektedir. Kazaz
Pazarı (Bedesten),
Sipahi Pazarı, Koltukçu
Pazarı, Pamukçu Pazarı,
Oturakçı Pazarı, Kınacı
Pazarı, Bıçakçı Pazarı,
Kazancı Pazarı, Neccar
Pazarı, İsotçu Pazarı,
Demirci Pazarı, Çulcu
Pazarı, Çadırcı Pazarı,
Saraç Pazarı, Attar
Pazarı, Tenekeci Pazarı,
Kürkçü Pazarı, Eskici
Pazarı, Keçeci Pazarı,
Kokacı (Kovacı) Pazarı,
Kasap Pazarı, Boyahane
Çarşısı, Kavafhane
Çarşısı, Hanönü Çarşısı,
Hüseyniye Çarşıları
Gümrük Hanı civarında
yer alan ve günümüzde de
tarihi özelliklerini
koruyan önemli alış
veriş yerleridir.
Ornitoloji
Dünyada soyu tükenmekte
olan ve Türkiye'de
yalnızca Birecik'te
yaşayan Kelaynaklar
Şanlıurfa yöresindeki
hayvan türlerinden en
ilgincidir. İbidae
soyundan olan
Kelaynaklar baş ve
gerdanları tüysüz
olduğundan bu adla
anılmaktadır.
Birecik'ten başka Fas ve
Cezayir'de yaşayan
Kelaynaklar kış
aylarında Etiyopya ve
Madagaskar'a göç ederler
ve şubat ortasından
başlayarak Birecik'e
gelirler. Kayalık
yamaçlarda yuva kurar,
yumurtlama döneminden
sonra temmuz ayı
ortalarında geri
dönerler. Birecik'te her
yıl Kelaynak Festivali
düzenlenmektedir.
Geleneksel Urfa Evleri
Urfa evleri genellikle
harem (halk harem der)
ve "oda" denilen
selâmlık kısmı olmak
üzere iki bölümden
oluşurlar. Bazen bu iki
bölüm, aralarından bir
duvarla ayrılmış ve
sokak tarafından ayrı
birer kapıları olan
müstakil iki ev
görünümünü verdikleri
gibi, bazen de tek
kapıyla girilen selâmlık
bölümünden sonra ikinci
bir kapıyla harem
bölümüne geçilen bir
plan gösterirler.
Hacı Hafızlar Evi
Kara Meydan semtindedir.
Postahanenin güneyine
bitişik olan bu ev,
harem ve selâmlık
bölümlü olup geleneksel
Urfa evlerinin birçok
özelliğini üzerinde
toplamaktadır. 1888
yılında inşa edilen bu
tarihi ev Kültür
Bakanlığı'nca restore
edilerek Devlet Güzel
Sanatlar Galerisi haline
getirilmiştir.
Sakıbın Köşkü
1796-1876 yılları
arasında yaşayan Şair
Sakıp Efendi tarafından
yaptırılan bu konak
Halepli Bahçe içerisinde
bulunur. Nedim Efendi
Konağı gibi harem ve
selâmlık olarak geniş
bir alana yayılır. 1985
yılında Şanlı Urfa
Belediyesi'nce tamir
ettirilmiştir.
Küçük Hacı Mustafa
Hacıkamiloğlu Konağı
(Vilayet Konukevi) :
Şanlı Urfa Merkezinde,
Vali Fuat Caddesi'nin
(Büyükyol) Balıklıgöl'e
yakın kesiminde
Selahattin Eyyubi
Caminin batısındadır. Bu
tarihi konak 19.
yüzyılın ikinci
yarısında inşa
edilmiştir (1890
yılları). Harem ve
selamlık bölümleri
vardır. Konakta inşaat
malzemesi olarak ünlü
Urfa Taşı
kullanılmıştır.
COĞRAFYA
Karacadağ Şanlıurfa' nın
en yüksek noktasını
teşkil eder. Güney
yarısında ovalar yer
alır. Şanlı Urfa'nın
etrafında çok sayıda
mağara; sarnıç; polye;
dolin bulunmaktadır.
(Kanlı Mağara; Dedenin
Sarnıcı vb.)
Batıdan doğuya doğru
Suruç; Harran;
Viranşehir-Ceylanpınar;
Halfeti; Hilvan ve
Bozova Ovaları en önemli
ovaları, Karacadağ;
Tektek; Takırtukur;
Susuz; Germuş; Nemrut;
Şebeke; Arat dağları en
önemli dağları, Fırat
Nehri; Culap Suyu; Habur
Nehri en önemli
nehirleri ve Atatürk
Baraj Gölü; Halil-ür
Rahman Gölü; Aynzeliha
Gölü de en önemli
gölleridir.
Şanlıurfa iklimi karasal
iklim özelliği gösterir.
Yazları çok sıcak ve
kurak; kışları bol
yağışlı ve nispeten
ılıman geçmektedir.
TARİHÇE
Şanlıurfa tarihinin
Paleolotik çağa kadar
uzandığı tespit
olunmuştur. Kazılarda
Neolitik çağ Kalkolitik
çağ ve İlk Tunç çağına
ait çok sayıda değerli
eserler ele
geçirilmiştir.
Bölge, Arami, Part,
Roma, Bizans, Arap,
Selçuklu, Selahattin
Eyyubi, Moğol, Memlük ve
Osmanlı hakimiyetinde
kalmıştır.
NE YENİR
Yemek kültürü oldukça
zengin olan Şanliurfa'da
Ayran çorbasi, çagala
aşi, pakla aşi, hitti
bastirmasi, sarimsak
aşi, isot çömlegi, erik
tavasi, semsek, has
(marul) dolmasi, mimbar,
acir bastirmasi,
masluka, lebeni, borani,
duvakli pilav, etli
köfte (çig köfte), haş
haş kebabi, kemeli
kebap, tike kebabi,
tepsi kebabi, frenkli
(domatesli) kebap,
kemeli cacik, bostana,
koruk salatasi, katmer,
aşir aşi, paliza,
şillik, haside, kuymak,
zingil, paliza
geleneksel yöresel
yemekler arasinda
sayilabilir.
NE ALINIR
Şanlıurfa'da tarihi
çarşı ve pazarlarda el
dokumacılığı,
tarakçılık, ağaç
oymacılığı, saraçlık
(dericilik), kürkçülük,
bakırcılık, kuyumculuk
ve taş süslemeciliği
ürünleri bulunmaktadır.
LİNKLER
Şanlıurfa Valiliği
http://www.sanliurfa.gov.tr
YAPMADAN DÖNME
Çiğ köfte tatmadan,
Harran'ı görmeden,
Urfa'nın acı kahvesini
(mırra) içmeden,
Atatürk Barajını
gezmeden,
Balıklı Gölü gezmeden,
Kelaynakları gözlemeden,
Kapalı çarşıdan
alışveriş yapmadan,
....Dönmeyin.
|
|
|
|
|
|
|